Ben bir malım.
Tam bir "hepimus ergenus" modundayım. Bilip bilmedik yere kuruntular yapıyorum her defasında. İnadına kendimi üzmek için çırpınıyorum ya da üzmek değil de suçu hep başkaların da aramak gibi.. Ama artık farkındayım.
Tek sorun ben de.
Ama bunun üstesinden gelmek gibi bir çabam yok. Ben böyle mutluyum. Benim rahatlama yöntemim bu. Ama insanlar anlamıyorlar ! Nasihatlar, nasihatlar, nasihatlar..
Bon Jovi, Hallelujah dinliyorum şuanda. Yine duygusallaşmışım her zaman ki gibi onu düşünüyorum. Her şarkıda olduğu gibi.. her mısrada onu arıyorum, ya da her baktığım yer de. Aramaktan hiç vazgeçmiyorum ama biliyorum aynı zaman da, hiç bir zaman göremeyeceğimi..
Seth diyelim ona tamam mı? Yeşil gözleri, siyah saçları var. Uzun boylu, atletik ve hayatımda gördüğüm en seksi çocuk. Kışın giydiği deri ceketlerdendir ya da yazın ki siyah tişörtlerindendir bilinmez, kötü çocuk havası var sanki. Böyle ukala gülüşü, hatta bazen çarpık gülümsemesi, o saygısız hatta bana göre edepsiz ama insanı canlandıran bakışı...
Seth mükemmeldir.
Aynı zaman da imkansız.
Seth'i sadece Lex tanır. Lex, benim çok yakın iki arkadaşımdan biri. Yuvarlak yüzlü, güzel bişey böyle. Seth'i her bir ayrıntısına kadar sadece Lex'e anlatırım. Çünkü sadece o anlıyor beni. Diğerlerine anlatmıyorum, anlatmaktan korkuyorum belki de, kim bilir..
Ama geçen gün birisine daha anlattım, ağzımdan kaçıverdi, elimde değildi. Her hafta perşembe günleri, dershane bittikten sonra dans derslerim var oraya gidiyorum. Sekiz kişiyiz, hoca öğretiyor işte. Ama benim orada hiç arkadaşım yok, canım falan da sıkılıyor bazen orada, daha yeniyim , üçüncü dersim mi ne. bizim bir üst dönemlerden biri var, Ares diyelim hadi ona da. Çok israr ettim, sen de gel diye. Dayanamadı kırmadı geldi ehehe.
Neyse işte ben dans ediyordum, romantik bir dans, romantik bir şarkı, etraf sessiz.. Seth aklımda. Gözlerim doldu , başımı öne eğdim hemen. Ama ani duygu patlamalarından birini yaşamak üzereyim, hızla partnerimin kollarından ayrıldım, tuvalete doğru koştum. Hüngür hüngür ağladım. kendime acı çektirmeyi seviyorum sanki, elimde değil. Hayatımda kimseye aşık olmadım, kimseyi sevmedim. Ama eğer aşk buysa...
Kötü dostlar, çok kötü.
Sanki ağlamak, ona sevdiğimi söylemek gibi. Ya da onu daima seveceğime dair bir yemin.. hangisi daha güçlüyse. Gözyaşlarım, aşkın yüzüme yağışı belki de. Ağlamayı, gülmekten daha çok seviyorum, ruhum ağlamayı daha huzur verici buluyor. Çıktım işte ben tuvaletten, Ares ile karşı karşıya kaldım biran.
-Neler oluyor?
-Yok bişey.
-İyi değilsin, hadi anlat.
Dans etmek artık umruma değildi, belki günün yorgunluğu belki aşkın verdiği yorgunluktan bilinmez, yorgun düşmüştüm. merdivenlere oturdum, yanıma geçti o da. "Seth.." diye başladım cümleme. Ve sonra zincirleme dökülde her şey dudaklarımdan. Anlatmak istememiştim ama ben ! Sanki bütün her şey ağzımın içinde bekliyormuş, sadece ağzımı açmamı bekliyormuş gibiydi. Beni anlıyor muydu bilmiyorum, ama iyi "anlamış taklidi" yaptığı kesindi. Dalga geçmedi en azından. Omzumu sıvazladı.
-Bilirim o duyguyu. Ben de yaşamıştım bi-
Ama cümlesi yarıda kaldı. Hoca dansa çağırdı.Öyle işte.
Ona anlatmakla doğru mu yaptım bilmiyorum. Sanki insanlara anlattıkça benden uzaklaşcakmış gibi hissediyorum. Hayalimdeki arkamdan sarılışı, çenesini omzuma koyuşu, sıcak nefesini boynumda hissettiğim anki duygular gitmesin yeter..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder